PROBLEM ÇÖZME VE KARAR VERME TEKNİKLERİ

PROBLEM ÇÖZME

Aslında her gün çok farklı problemlerle karşı karşıyayız ve istesek de istemesek de bu problemleri çözmek zorunda kalabiliyoruz. Bunlar önemli ya da önemsiz, basit ya da karmaşık problemler olabilir. Anahtarlarınızı bulamamadan tutun yakın bir arkadaşınızla yaşadığınız tartışma bile olabilir.  Problemin bir tanımına göre “olanla” “olması istenilen” arasındaki fark ve olması istenilen duruma ulaşma sürecinde, hedefe ulaşamamanızı engelleyen her şey.

 

Problem çözmek, olması istenilen duruma gelmek için bir takım harekete geçmeyi ve değişikliği gerektirir. Ama biz insanlar değişikliği çok sevmeyiz ve bundan kaçarız. Bunun sebebi aslında değişikliğin zorlu ve rahatsızlık verici bir süreç olarak algılanmasından kaynaklanıyor. Bu nedenle de problem kelimesini duyunca ürkütücü bir hisse kapılırız. İşte tam bu noktada sorun çözme tarzlarımız birbirinden çok ayrışabilir. Bazılarımız sorunları görmezden gelip kaçmak gibi eylemlerde bulunurken; bazılarımız da problemleri kabullenip, sorunların üstesinden gelmek için harekete geçerler. Bu iki davranış şekli şunu gösterir: Problem çözme becerisine sahip insanlar kendiliğinden konuların üstüne giderken bu beceriden yoksun insanlar kaçma eğilimi gösterir. Bu noktada yapmamız gerekense problemin üstüne gitmek ve bu becerimizi geliştirmeye çalışmaktır.

Sosyal problem çözme kavramı ise, “bireylerin günlük yaşamda karşılaştıkları sıkıntılı durumlarla başa çıkmanın etkili yollarını bulmak üzere kendilerince oluşturulan bilişsel-davranışsal bir süreç” (D’ Zurilla ve Nezu) olarak tanımlanmıştır. Bu tanımdan yola çıkarak aslında önemli olan bu süreçte harcadığımız çabadır diyebiliriz. Yani bu süreci kendimiz yönettiğimiz için aslında çözüm bizde saklıdır. Önemli olan bizi çözüme ulaştıracak doğru stratejileri keşfetmemizdir.

 

 

Araştırmayı yapan D’Zurilla ve Nezu tarafından problem çözme sürecinin genel olarak yedi etmenden etkilendiği ifade edilmiştir. Bu etmenler ise şöyledir;

  • sorunun alışılmadık olması (başka bir deyişle yeni bir sorun olması),
  • karmaşa içermesi,
  • çatışan amaçların varlığı,
  • beceri eksiklikleri,
  • kaynakların yetersizliği,
  • belirsizlik durumu
  • duygusal güçlükler yaşama.

 

Bu etmenlerin dışında yaratıcı düşünme, zeka, duygular, tutumlar, irade ve eyleme geçme, ihtiyaçlar, amaçlar, değerler, beceri ve alışkanlıklar (geçmiş deneyimler) gibi etmenlerin de bu süreci etkilediğini öne süren başka bir görüş daha vardır. Bu farklı görüş özellikle “kişisel algı” nın problem çözme sürecini etkilediğini vurgular. Kişilerin problem karşısındaki algısı geçmiş tecrübelerden yola çıkarak onu problem yapmaktadır. O yüzden bir problemi nasıl algıladığın, o problemi nasıl çözeceğini büyük oranda etkileyecektir. Fakat problem karşısındaki ilk algılama aslında gerçeği yansıtmayacaktır. Bu noktada problemi çözmeyi zorlaştıran engellerden birisi de, probleme karşı “olumsuz yönelim” e sahip olunmasıdır. Bu yönelime sahip kişiler genellikle;

 

  • Problemi bir tehdit unsuru olarak görür
  • Problemin çözülemez olduğuna inanır – Kötümserlik (Pesimizm)
  • Problemi çözmek için kendi becerilerinden şüphe duyar – Düşük öz yeterlilik
  • Problem karşısında kendini mutsuz ve engellenmiş hisseder – Düşük engelleme toleransı

Gündelik hayatta çok kullanılan “bu çok zor, ben yapamam”, “ eğer daha fazla imkanım olsaydı ben bu sorunu çözebilirdim” gibi cümleler, bu olumsuz yönelime örnektir.

Problem çözme sürecini büyük oranda etkileyen diğer bir unsur ise duygulardır. Olumlu ya da olumsuz duygular, aslında bu sürecin her zaman içindedir ve bu nedenle bu sürece yardım edebilecekleri gibi zarar da verebilirler. Düşük ya da orta düzeydeki bir stres, problem çözme sürecini olumlu yönde etkileyecek ve sizi motive edecektir. Fakat yüksek düzeyde bir stres tam tersine bu sürece çok fazla zarar verecektir. Araştırmalara göre problem çözmede etkili yolları kullananların stres, kaygı gibi olumsuz duyguları daha az hissettikleri bulunmuştur. Bu nedenle etkili problem çözme stratejilerinin hayati öneme sahip denebilir.

Etkili problem çözme eğitimleri her yaşa, duruma, mesleğe, bilgi seviyesine ve ihtiyaca göre verilebiliyor. Tek gereken kişinin kendisini fark ederek eksik yönlerini keşfe çıkması. Bu keşif ise kişi ancak kendini pek çok alanda farklı disiplinlerden beslediğinde gerçekleşebiliyor. Tezgahçılar olarak tasarladığımız ve tez haline gelen Anda Kalma, Spontanite atölyemiz de gücünü bambaşka bir disiplin olan tiyatrodan alıyor. Tüm atölyelerimizde mutlaka farklı disiplinlerden yararlanıyoruz ve farkındalığın anahtarının deneyimleyerek öğrenme olduğuna inanıyoruz.